KALE KALE

Kamyon daldı duvardan içeri. Yarıya inmiş samanlıktan geçti, danalıktan çıktı. Avlunun tâ dibine, oturdukları odanın önüne gelip durdu. Geçtiği yerlerde duvar, direk bırakmadı dikili. Çivileri bile söktü. Kattı karıştırdı ortalığı. Ne farları kaldı, ne camları. Ne boyası, ne boncuğu, dikiz aynası, kilometresi, yakıt göstergesi filân yamuldu, yılıktı adamakıllı. Bereket motor kendiliğinden durdu. Kalekale’nin durdurması olanaksızdı.

Kürüş İbrahim’in karısı, hayatta yamalık yamıyordu. Önce deprem oluyor sandı. Sonra, “Heralım dünyanın sonu geldi, köy yıkılıyor!” diye düşündü. Sonra Kulakçı Salim’in kamyonu burnunun dibine kadar gelmiş görünce düşüp bayılayazdı. Direksiyonda Kalekale’yi görünce de önü aydınlandı. Topladı kendini. “Vaaay eşeğin dölü vaaay! Babandan habersiz aşırdın değil mi kamyonu? Yıktın evimi, yurtsuz yuvasız koydun çoluk çocuğumu! Vaay Kalekale gibi adı batası vaay!” Sonra baktı boynu bileği çizik sıyrık içinde, alnı avurdu kan, hem de beti benzi uçup gitmiş, arpa samanı gibi sarı bir yüzle titreyip durur; acıdı. Fırladığı gibi sol kapağın kulpundan tuttu, açtı, çekip çıkardı çocuğu. “Gel yavru, gel yanıma! Gel de dik dur! Dik dur, hemen yıkılma bakalım!” dedi.

(Kalekale – Tanıtım Bülteninden)

Eser: Fakir Baykurt (1978)
Seslendiren: Celal Kadri Kınoğlu
Seri: Öyküler Sesleniyor

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir