SANÇO’NUN SABAH YÜRÜYÜŞÜ

  1964’te yazılan öykü, bir anlamda dönemin Ankara’sının siyasal ve sosyal ilişkilerine yönelik bir parodidir. Öyküde kahraman, Sancho adlı bir köpektir. Metinde Sancho’dan başka köpekler de vardır ve bu köpeklerin hemenhepsi toplumun üst seviyesindeki insanların köpekleridir. Sancho’yu sahibinin babası sabah yürüyüşüne çıkarmış, Sancho’nun bu yürüyüşte karşılaşılan değişik cinste ve karakterde köpekler ve bu köpeklerin sahipleri hakkındaki düşünceleri öykünün gidişatını belirlemiştir.
   “Hikmet Bey’in bu saf kan Pakistan tazısı, elektrik prizini yalayıp cereyana kapıldığı günden beri, kuyruk sokumu ile oylukları arasında sürekli bir sızıdan yakınıyordu (…).Sen Londra’da özel bir klinikte sezeryanla dünyaya gel, sonra Hacettepe Baytar okulu polikliğinde sokak köpeklerinin peşinde saatlarece sıra bekle. Altes’i hastalıktan çok bu durum üzmüş gibi idi. Akla bak akla. İyi ol da nerde olursan ol.”
Sancho, gezisine devam ederken Belçika Büyükelçiliği’nin güzel greyhoundları Isebella ve Mirella’yı görür. Köpek sosyetesinin güzelnkızlarını gören Sancho, bu iki güzel köpeğe selam verdikten sonra onlara karşı ulvî duygular beslemek yerine içgüdülerinin esiri olur ve cinsel dürtüleri onu farklı yönlere çeker. Karnavallaştırmada vücut imgeleri, resmi, ahlaki ve siyasi düzen tersyüz edilir. Sancho da burada bu duruma paralel bir biçimde alışılan dav- ranışların dışına çıkar. Sancho’nun Isabella ve Mirella’yı gördüğünde sergilediği davranışlar buna bir örnek teşkil eder. Bu bölümde aslında, kendisinin sürekli gerçek yüzünü ortaya çıkardığı ve eleştirdiği insanlara has bir özellikle okurun karşısına çıkmaktadır. İnsanlar bazen karşı cinsten çekici bir bireyden etkilendiklerinde cinsel dürtüleri harekete geçebilir ama genelde bunu bastırma ve inkâr yolunu seçerler. Burada yazar, bu gerçeği karnavallaştırma tekniği ile okuyucunun algısını sarsarak bunu da alışık olunduğu gibi insanlar üzerinden değil de köpekler aracılığı ile anlatarak (okuyucuyu metne yabancılaştırarak) okuyucunun farklı bir gözle öyküye bakmasını, bir anlamda da estetik zevki farklı şekilde tatmasını amaçlamaktadır. Cinsel uyanışından kurtulmak isteyen Sancho’nun yöntemi öykünün genelin- de düşünce ve olay değişimlerinde olduğu gibi
“tiki tiki praf” lar iledir.
“Tiki tiki praf
tak
Başka şeyler düşünmeli. Başka şeyler düşünmeli.
tiki tiki praf
tak”
Öyküde doğal olmayan şeylerin eleştirisi yine köpekler üzerinden yapılmış, Müsteşar Bey’in bulldog cinsi köpeği Semiramis ile karşılaşan Sancho, Semiramis’in üzerine geçirilen kıyafetlerin doğal olmayan görüntüsünü eleştirmiştir. Burada aynı zamanda köpekleri doğal hallerinin dışında kendilerine benzetmeye çalışan insanoğluna da bir eleştiri söz konusudur:
   “Müsteşar beyin bu kahverengi bulldogu dilini çıkarıp kendi burnunun ucunu yaladı. Aklı sıra onunla alay ediyordu. Oysa kendi tüyleri ile hiç asorti olmayan ekose bir yelek giymiş, hava yağmurlu olmadığı halde ayaklarına gri şosonlar geçirmişti. Sen kendinle alay et rüküş.”
Sancho’nun bundan sonra karşılaştığı köpekler ise polis köpekleridir. Sancho polis köpeklerinden şu şekilde bahsetmektedir. “İllet olduğu iki cins köpek vardı. Av köpekleri bir, polis köpekleri iki. Kurbanlarını efendilerinin ayağına atıp, susta duran; ihsan bekleyen bu çanak yalayıcı, bu jurnalcı,, bu siftinik yaratıklar onca köpeklik tarihinin yüzkarası idiler.”

   Gökmen Boztilki’nin Sakarya Üniversitesi akademik dergisinde yayınlanan makalesinden alıntılanmıştır.

Eser: Haldun Taner
Seslendiren: Rüştü Asyalı

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir